7. Sınıfta Örneklendirme Nedir ve Nasıl Yapılır? Felsefenin Penceresinden Örneklendirmeyi Anlamak
Bir düşünceyi gerçekten anladığımızı nasıl biliriz?
Birisi “Adalet önemlidir.” dediğinde bu cümleyi anlamış olabiliriz. Fakat hemen ardından “Peki, adaletin ne olduğunu bir olay üzerinden gösterebilir misin?” diye sorulduğunda işler değişir. Zihnimizdeki soyut kavram, bir anda somut bir duruma ihtiyaç duyar. Belki iki arkadaş arasında paylaşılan bir kek, belki sınıfta herkese eşit söz hakkı verilmesi, belki de internette bir kişinin haksız yere suçlanması gelir aklımıza.
İşte örneklendirme, tam bu noktada devreye girer.
sınıf Türkçe dersinde örneklendirme, anlatılan düşünceyi daha anlaşılır, somut ve akılda kalıcı hâle getirmek amacıyla konuyla ilgili örnekler vermektir. MEB kaynaklarında da örneklendirme, bir düşüncenin somutlaştırılarak daha anlaşılır kılınması amacıyla kullanılan düşünceyi geliştirme yollarından biri olarak açıklanır.
ozalpybo.meb.k12.tr
Fakat örneklendirme yalnızca bir Türkçe konusu değildir. Bir düşünceyi örnekle açıklamak, aslında felsefenin çok eski bir sorununa dokunur: Soyut olarak söylediğimiz bir şeyin gerçek dünyadaki karşılığını nasıl gösterebiliriz?
Bu soru bizi üç önemli felsefe alanına götürür: etik, epistemoloji ve ontoloji.
Örneklendirme Nedir?
Örneklendirme, genel veya soyut bir düşünceyi açıklamak için o düşünceyle ilişkili özel ve somut durumlar vermektir.
Örneğin:
Kitap okumak insanın düşünce dünyasını geliştirir.
Bu cümlede genel bir düşünce vardır. Ancak cümleyi şu şekilde örneklendirdiğimizde düşünce daha görünür hâle gelir:
Kitap okumak insanın düşünce dünyasını geliştirir. Örneğin farklı karakterlerin yaşadığı olayları okumak, insanların aynı duruma neden farklı tepkiler verebildiğini anlamamızı sağlayabilir.
Buradaki “örneğin” sözcüğü örneklendirmeyi açıkça gösterir.
Ancak önemli bir ayrıntı vardır: Her örnek verme, başarılı bir örneklendirme değildir.
Örneğin verilen düşünceyle arasında anlamlı bir bağlantı bulunmalıdır.
Örneklendirmenin Temel Amacı
Örneklendirmenin temel amacı soyut düşünceyi somutlaştırmaktır.
Bir kavram yalnızca genel ifadelerle anlatıldığında okuyucunun zihninde belirsiz kalabilir. Örnek ise o kavrama bir görüntü, olay veya durum kazandırır.
Örneğin:
Teknoloji iletişim biçimimizi değiştirmiştir.
Bu cümle doğrudur; ancak oldukça geneldir.
Şöyle yazıldığında düşünce daha belirgin olur:
Teknoloji iletişim biçimimizi değiştirmiştir. Örneğin görüntülü konuşma uygulamaları sayesinde farklı şehirlerde yaşayan insanlar aynı anda birbirlerini görerek konuşabilmektedir.
İkinci cümlede okuyucu artık yalnızca “teknoloji” kelimesini düşünmez. Belirli bir durum hayal eder.
Türkçe öğretiminde örneklendirmenin düşünceyi daha etkili, anlaşılır ve kalıcı hâle getirmesi bu yüzden önemlidir.
Hürriyet
+1
7. Sınıfta Örneklendirme Nasıl Yapılır?
Örneklendirme yapmak için öncelikle anlatılmak istenen ana düşünceyi bulmak gerekir.
Ardından bu düşünceyi açıklayabilecek somut bir durum seçilir.
Basit bir model şöyle kurulabilir:
1. Genel düşünceyi belirle
Önce ne söylemek istediğini açıkça ortaya koy.
Doğayı korumak herkesin sorumluluğudur.
2. Bu düşünceyi somutlaştıracak bir durum bul
Örneğin piknikten sonra çöplerini toplamayan insanların bıraktığı atıklar çevreye zarar verebilir.
3. Örneği ana düşünceye bağla
Örneğin yalnızca verilmiş olması yetmez. Örneğin neden seçildiği anlaşılmalıdır.
Doğayı korumak herkesin sorumluluğudur. Örneğin piknik alanında çöplerini yere bırakmak küçük bir davranış gibi görünse de aynı davranış birçok kişi tarafından tekrarlandığında çevrenin kirlenmesine yol açabilir.
Burada örnek, ilk cümledeki düşünceyi desteklemektedir.
Örneklendirmede Kullanılabilecek İfadeler
Örneklendirme yapılırken bazı sözcük ve ifadeler yol gösterici olabilir:
- Örneğin
- Söz gelimi
- Mesela
- Örnek olarak
- Buna örnek olarak
- … gibi
Fakat bir metinde “örneğin” kelimesinin bulunması tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan, verilen bilginin gerçekten önceki düşünceyi somutlaştırmasıdır.
Bir Örnek Üzerinden Felsefi Düşünmek
Şimdi şu cümleyi ele alalım:
İnsanlar verdikleri kararların sonuçlarını düşünmelidir.
Bunun ardından şöyle bir örnek verilebilir:
Örneğin sosyal medyada bir kişi hakkında doğruluğu araştırılmadan yapılan bir paylaşım, o kişinin itibarının zarar görmesine neden olabilir.
Bu yalnızca başarılı bir Türkçe örneği değildir. Aynı zamanda felsefi bir sorunun kapısını açar.
Bir paylaşımın doğru olup olmadığını nasıl anlayacağız?
Bir kişinin itibarını korumak için ne kadar dikkatli davranmalıyız?
Bir bilgiyi paylaşmadan önce doğruluğunu araştırmak ahlaki bir görev midir?
Burada örneklendirme, yalnızca anlatımı kolaylaştırmaz. Düşüncenin arkasındaki soruları görünür hâle getirir.
Tam bu noktada üç felsefi perspektif devreye girer.
Etik Perspektiften Örneklendirme: Bir Örnek Ne Kadar Doğru Olmalıdır?
Etik, insanların neyin doğru veya yanlış, iyi veya kötü, adil veya haksız olduğunu düşünmelerini sağlayan felsefe alanıdır. Felsefedeki temel alanların geleneksel ayrımlarında etik “nasıl davranmalıyız?” sorusuyla ilişkilendirilirken ontoloji “ne vardır?”, epistemoloji ise “nasıl biliriz?” sorusuna odaklanır.
Platon
Örneklendirme açısından etik bize şaşırtıcı bir soru sorar:
Bir düşünceyi desteklemek için seçtiğimiz örnek, ahlaki açıdan güvenilir olmak zorunda mıdır?
Örneğin:
Yardımlaşmak insanları birbirine yaklaştırır.
Bu düşünceyi desteklemek için deprem sonrası insanların birbirlerine yardım etmesini örnek verebiliriz.
Fakat başka bir örnek düşünelim:
Bazı insanlar başkalarına yardım ederek yalnızca kendilerini iyi hissetmek ister.
Bu durumda yardımın kendisi mi değerlidir, yoksa yardım etme niyeti mi?
Aristoteles ve Erdemli Davranış
Aristoteles açısından ahlaki yaşam, yalnızca tek tek davranışlardan değil, karakter ve erdemlerden de düşünülmelidir.
Bu bakış açısıyla örneklendirmeye baktığımızda şu soru ortaya çıkar:
Bir davranışı örnek göstermek, o davranışın her durumda doğru olduğunu kanıtlar mı?
Hayır.
Bir kişinin arkadaşına yardım etmesi, yardım etmenin her koşulda doğru olduğunu tek başına kanıtlamaz. Çünkü farklı koşullarda farklı ahlaki unsurlar ortaya çıkabilir.
Bu, 7. sınıf düzeyinde çok önemli bir düşünme becerisine dönüşür: Örnek ile genel kuralı birbirine karıştırmamak.
Kant ve Evrenselleştirme Sorusu
Immanuel Kant ahlakı değerlendirirken kişinin eyleminin arkasındaki ilkeye ve bu ilkenin evrenselleştirilebilir olup olmadığına büyük önem verir.
Bir örnek düşünelim:
Yalan söylemek bazen işe yarar.
Bir öğrenci buna örnek olarak “Arkadaşımı üzmemek için onun kötü çizimine güzel dedim.” diyebilir.
Fakat burada örnek, “Yalan söylemek her zaman doğrudur.” sonucunu kanıtlamaz.
Tam tersine örnek bizi daha ince bir soruya götürür:
Bir davranışın doğru olup olmadığı yalnızca sonucuna mı, yoksa davranışın ilkesine ve niyetine de mi bağlıdır?
İşte iyi örneklendirme, okuyucunun düşüncesini burada derinleştirebilir.
Bilgi Kuramı Perspektifinden Örneklendirme
Epistemoloji, bilginin ne olduğu, nasıl elde edildiği, hangi inançların gerekçelendirilebileceği ve bilginin sınırlarının neler olduğu gibi soruları araştırır.
Stanford Felsefe Ansiklopedisi
Bu nedenle örneklendirme ile epistemoloji arasında çok güçlü bir ilişki vardır.
Bir örnek verdiğimizde aslında şunu söylüyoruz:
“Bu düşüncenin gerçek hayatta karşılığı budur.”
Fakat gerçekten öyle midir?
Bir Örnek Kanıt mıdır?
Örneklendirme ile kanıtı birbirinden ayırmak gerekir.
Şöyle bir ifade düşünelim:
Spor yapmak sağlıklıdır. Örneğin düzenli olarak yürüyüş yapan bir insan kendisini daha enerjik hissedebilir.
Buradaki örnek, düşünceyi açıklamaktadır.
Ancak tek bir kişinin yürüyüş yaptıktan sonra kendisini enerjik hissetmesi, sporun bütün insanlar için aynı sonucu doğurduğunu kesin olarak kanıtlamaz.
Bu ayrım çok önemlidir.
Örnek, bir düşünceyi anlaşılır hâle getirebilir; fakat her zaman o düşünceyi kesin olarak kanıtlamaz.
Epistemolojinin temel sorularından biri de tam olarak burada ortaya çıkar: Bir inancı bilgi olarak kabul etmek için hangi gerekçelere ihtiyacımız vardır?
Stanford Felsefe Ansiklopedisi
Platon’dan Gettier Problemine Uzanan Soru
Platon bilgi ile sıradan doğru inanç arasındaki farkı sorgulayan felsefi geleneğin en önemli isimlerinden biridir.
Geleneksel bilgi tartışmalarında “gerekçelendirilmiş doğru inanç” anlayışı önemli bir yer tutmuştur. Ancak 20. yüzyılda Edmund Gettier, bir kişinin gerekçelendirilmiş ve doğru bir inanca sahip olmasının her zaman bilgi anlamına gelmeyebileceğini gösteren ünlü örnekleriyle tartışmayı değiştirdi. Günümüzde epistemoloji literatüründe bu sorun hâlâ bilgi kavramının sınırlarını tartışmanın önemli başlıklarından biridir.
Stanford Felsefe Ansiklopedisi
Bu tartışmanın 7. sınıftaki örneklendirme konusuna ilginç bir yansıması vardır:
Bir örnek doğru çıkmışsa, o örneği kullanan kişinin düşüncesi gerçekten bilgili bir düşünce midir?
Örneğin bir öğrenci:
“Bu uygulama güvenlidir çünkü ben kullandım ve hiçbir sorun yaşamadım.”
diyebilir.
Bu bir deneyimdir.
Ama deneyim ile genel bilgi aynı şey midir?
Belki uygulamanın başka kullanıcılarında sorun çıkmıştır.
Belki de sorun yalnızca henüz ortaya çıkmamıştır.
Dolayısıyla örneklendirme yaparken şu soruyu sormak gerekir:
“Benim verdiğim örnek, gerçekten düşüncemi destekliyor mu, yoksa yalnızca ona benziyor mu?”
Ontoloji Perspektifinden Örneklendirme: Örnek Verdiğimiz Şey Gerçekten Nedir?
Ontoloji, varlığın ve var olanların doğasını araştıran felsefe alanıdır.
İlk bakışta 7. sınıf Türkçe’deki örneklendirme ile ontoloji arasında hiçbir ilişki yokmuş gibi görünebilir. Oysa “örnek” dediğimiz şeyin kendisi bile felsefi açıdan ilginçtir.
Mesela:
Dostluk önemlidir.
Bu cümlede “dostluk” diye bir kavramdan söz ediyoruz.
Peki dostluk nedir?
İki insanın birlikte zaman geçirmesi mi?
Güvenmek mi?
Sadakat mi?
Yoksa bütün bunların oluşturduğu ilişki mi?
Sokrates ve Kavramların Peşinden Gitmek
Sokrates felsefi sorgulamasında kavramların ne anlama geldiğini sürekli soruşturmasıyla tanınır.
“Adalet nedir?”
“Cesaret nedir?”
“Bilgelik nedir?”
Bu sorular yalnızca sözlük tanımı aramak değildir. Bir kavramın sınırlarını anlamaya çalışmaktır.
Örneklendirme de bazen benzer bir işlev görür.
Örneğin:
Cesur insanlar zor durumlarda doğru olanı yapmaya çalışır.
Bunun üzerine:
“Savaş sırasında arkadaşını kurtaran biri cesur mudur?”
diye sorabiliriz.
Peki korkmadan hareket etmek mi cesarettir?
Korktuğu hâlde doğru olanı yapmak mı?
Böylece örnek, yalnızca cümleyi açıklamaz; kavramın sınırlarını test eder.
Filozofların Görüşleriyle Örneklendirmeyi Karşılaştırmak
Farklı filozofların düşünceleri, örneklendirmenin farklı işlevlerini görmemizi sağlar.
Platon: Görünen ile Gerçek Arasındaki Ayrım
Platon’un felsefesinde duyularla algılanan dünya ile daha değişmez ve akılla kavranan gerçeklik arasında önemli bir ayrım vardır.
Bu bakış açısından bir örnek bize yalnızca bir durum gösterebilir. Örneğin “güzel bir çiçek” göstermek, güzellik kavramının tamamını açıklamayabilir.
Bu nedenle:
Bir örnek, kavramın kendisi midir?
Hayır.
Örnek, kavramı anlamaya yardım eden bir araçtır.
Aristoteles: Tekil Olaylardan Genel Düşüncelere
Aristoteles ise gözlem ve sınıflandırmaya daha fazla önem veren bir felsefi gelenek geliştirmiştir.
Bu bakımdan örnekler, genel düşüncelere ulaşmada önemli olabilir.
Örneğin farklı hayvanların özelliklerini gözlemlemek, canlılar hakkında daha genel bilgiler geliştirmemize yardımcı olabilir.
Ancak burada da dikkat gerekir:
Yeterince örnek görmeden genelleme yapmak hatalı olabilir.
Bir kişinin karşılaştığı üç kedinin sakin olması, bütün kedilerin sakin olduğu anlamına gelmez.
Dewey: Düşünceyi Yaşamın İçine Taşımak
John Dewey düşünmeyi pasif bir faaliyet olarak değil, deneyimlerle bağlantılı ve sorgulayıcı bir süreç olarak ele almıştır. Eleştirel düşünme literatüründe Dewey’in “yansıtıcı düşünme” anlayışı, bir inancı onu destekleyen gerekçeler ve sonuçları açısından dikkatle değerlendirme fikriyle ilişkilendirilir.
Stanford Felsefe Ansiklopedisi
Bu anlayış, örneklendirmeyi eğitim açısından özellikle anlamlı hâle getirir.
Bir öğrenci yalnızca:
“Empati önemlidir.”
demek yerine:
“Örneğin bir arkadaşımız sınavdan düşük not aldığında onunla alay etmek yerine neden üzgün olduğunu anlamaya çalışmak empatiye örnek olabilir.”
dediğinde soyut bir kavramı deneyim dünyasına taşımış olur.
Günümüzde Örneklendirme: Sosyal Medya, Yapay Zekâ ve Bilgi Kirliliği
Bugünün dünyasında örneklendirme daha da önemli hâle gelmiştir.
Çünkü artık her gün çok sayıda bilgiyle karşılaşıyoruz.
Bir sosyal medya gönderisi, bir video, yapay zekâ tarafından oluşturulan bir metin veya bir haber bize bir “örnek” sunabilir.
Fakat gördüğümüz her örnek gerçek midir?
Bir video gerçek bir olayı mı gösteriyor?
Bir fotoğraf gerçekten o gün mü çekildi?
Bir yapay zekâ sistemi tarafından üretilen açıklama güvenilir bir kaynağa mı dayanıyor?
Bu sorular, örneklendirmeyi doğrudan çağdaş bilgi kuramı tartışmalarına bağlar.
Algoritmalar ve Seçilmiş Örnekler
Bir sosyal medya platformunda yalnızca belirli türde içerikleri gördüğümüzü düşünelim.
Örneğin:
“İnsanlar artık kitap okumuyor.”
iddiası ortaya atılıyor.
Ardından kitap okumayan birkaç kişinin videosu gösteriliyor.
Bu gerçekten yeterli bir örnek midir?
Hayır.
Çünkü seçilen örnekler gerçeğin tamamını temsil etmeyebilir.
Burada örneklendirme ile seçim yanlılığı arasında bir ilişki ortaya çıkar.
İnsan zihni bazen gördüğü birkaç örneği bütün gerçekliğin temsilcisi sanabilir.
Bu yüzden eleştirel düşünme yalnızca “örnek var mı?” diye sormakla yetinmez.
Şunları da sorar:
- Örnek nereden seçildi?
- Başka örnekler var mı?
- Bu örnek gerçekten konuyla ilgili mi?
- Örnek genel düşünceyi ne ölçüde destekliyor?
- Örneğin dışında kalan durumlar neler?
Çağdaş eleştirel düşünme çalışmalarında da düşünmenin tanımı ve kapsamı konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır; özellikle eleştirel düşünmenin genel bir beceri olarak mı, yoksa alan bilgisine bağlı bir beceri olarak mı anlaşılması gerektiği tartışılmaktadır.
Stanford Felsefe Ansiklopedisi
+1
Örneklendirme ve Argümantasyon: Bir Örnek Ne İşe Yarar?
Bir düşünceyi savunurken yalnızca örnek vermek yeterli olmayabilir.
Basit bir argüman modeli şöyle düşünülebilir:
İddia
İnternette karşılaşılan bilgileri sorgulamak gerekir.
Gerekçe
Çünkü internetteki her bilgi doğru olmayabilir.
Örnek
Örneğin bir sosyal medya hesabı kaynağını göstermeden yanlış bir haber paylaşabilir.
Sonuç
Bu nedenle bir bilgiyi paylaşmadan önce kaynağını kontrol etmek önemlidir.
Burada örnek, gerekçeyi görünür hâle getirir.
Çağdaş argümantasyon çalışmalarında günlük konuşmalardaki argümanların çoğu zaman açıkça söylenmeyen varsayımlar içerdiği ve bu varsayımların diyalog yoluyla ortaya çıkarılabileceği vurgulanmaktadır.
dpj.pitt.edu
Bu nedenle iyi bir örneklendirme yalnızca “bakın, böyle bir olay oldu” demek değildir.
Örneğin arkasındaki varsayımı da düşünmek gerekir.
Etik İkilemlerle Örneklendirme Yapmak
Örneklendirme bazen tek bir doğru cevabı olmayan durumları anlamamıza yardım eder.
Bir okulda sınav sırasında bir arkadaşının kopya çektiğini gören bir öğrenciyi düşünelim.
Arkadaşı:
“Bunu öğretmene söylersen benimle bir daha konuşmam.”
diyor.
Burada hangi değerler çatışıyor?
- Arkadaşlık
- Dürüstlük
- Adalet
- Sorumluluk
- Başkalarına karşı eşitlik
Bu olay “etik ikilem” kavramını somutlaştıran bir örnek olabilir.
Fakat önemli olan, örneği yalnızca vermek değil, onun üzerinden düşünmektir:
Arkadaşını korumak mı daha doğrudur?
Haksızlığı bildirmek mi?
Bir kişinin hatasını saklamak, o kişiye gerçekten yardım etmek midir?
İşte burada örneklendirme, ezberlenen bir Türkçe bilgisinden çıkarak ahlaki düşünmenin kapısını açar.
Güncel eğitim araştırmaları da yapılandırılmış felsefi diyalogların öğrencilerin değer yüklü eleştirel düşünme ve ahlaki muhakeme becerileri üzerinde olumlu etkileri olabileceğine işaret etmektedir. 2024 yılında yayımlanan bir çalışmada, özel olarak tasarlanmış felsefi diyalog müdahalesine katılan öğrencilerin ahlaki değerlere başvurma açısından karşılaştırma gruplarından daha iyi performans gösterdiği raporlanmıştır.
ScienceDirect
İyi Bir Örneklendirme İçin 7 Adımlı Model
1. Ana düşünceyi bul
Ne anlatmak istediğini tek cümleyle belirle.
2. Soyut kavramı fark et
“Adalet”, “özgürlük”, “başarı”, “sorumluluk”, “dostluk” gibi kavramların örneğe ihtiyacı olabilir.
3. Konuyla doğrudan ilişkili bir durum seç
Örnek, düşünceyle bağlantılı olmalıdır.
4. Somutlaştır
Genel ifadeler yerine belirli bir olay veya durum anlat.
5. Örneği açıklama
Örneğin düşünceyi neden desteklediğini belirt.
6. Genelleme hatasına düşme
Tek bir örneği bütün insanların veya bütün olayların kanıtı gibi sunma.
7. Kendine soru sor
“Bu örnek gerçekten düşüncemi açıklıyor mu?”
Bu son soru, örneklendirmenin en güçlü kontrol noktalarından biridir.
Örneklendirmede Sık Yapılan Hatalar
Konuyla ilgisiz örnek vermek
Ana düşünce çevre temizliği hakkındaysa futbol maçından söz etmek, bağlantı kurulmadığı sürece örneklendirme görevini yerine getirmez.
Örneği gereğinden fazla uzatmak
Örnek, ana düşüncenin önüne geçmemelidir.
Tek bir olayı kesin kanıt gibi göstermek
Bir olayın yaşanmış olması, onun bütün benzer durumlar için geçerli olduğunu göstermez.
Örneği açıklamadan bırakmak
Örnek verildikten sonra okuyucunun bağlantıyı kendisinin kurması bekleniyorsa düşünce yeterince açık olmayabilir.
Gerçek olmayan örneği gerçekmiş gibi sunmak
Özellikle internet çağında bu hata daha önemlidir. Kurgusal bir senaryo kullanılacaksa bunun örnek veya varsayım olduğu açıkça belirtilmelidir.
Örneklendirme Neden Sadece Bir Türkçe Konusu Değildir?
Bir öğrencinin “örneklendirme” konusunu öğrenmesi, aslında düşüncelerini daha iyi ifade etmeyi öğrenmesi anlamına gelir.
Bilim insanı bir teoriyi açıklarken örneklerden yararlanır.
Gazeteci bir iddiayı somutlaştırmak için olay aktarır.
Filozof düşüncesinin sonuçlarını göstermek için düşünce deneyleri kullanabilir.
Bir öğretmen soyut bir kavramı günlük yaşamdan bir durumla açıklayabilir.
Bir insan arkadaşına kendi duygusunu anlatırken bile örnek verebilir:
“Bazen kendimi görünmez hissediyorum. Mesela konuşurken kimsenin beni dinlemediğini düşündüğüm anlarda…”
Burada örnek, yalnızca mantıksal bir işlev taşımaz. Duygunun görünür olmasını sağlar.
Belki de örneklendirmenin en insani tarafı budur.
İnsan, soyut olanı çoğu zaman bir hikâyeye, görüntüye veya yaşantıya bağlayarak anlamlandırır.
Beon ailesi adına 7. sınıfta örneklendirme nedir ve nasıl yapılır hakkında hazırladığımız bu yazının sonuna geldik.
Sonuç: Bir Örnek Bize Gerçeği Gösterir mi?
sınıfta örneklendirme, temel olarak bir düşünceyi somutlaştırmak ve daha anlaşılır hâle getirmek için konuyla ilgili örnekler vermektir. Fakat bu basit tanımın arkasında çok daha büyük bir düşünme problemi bulunur.
Bir örnek seçtiğimizde aslında dünyadan küçük bir parça seçeriz.
Fakat neden o parçayı seçtik?
Neyi görünür, neyi görünmez bıraktık?
Verdiğimiz örnek gerçekten düşüncemizi destekliyor mu?
Yoksa yalnızca zaten inanmak istediğimiz şeyi mi gösteriyor?
Etik bize örneği seçerken adalet, sorumluluk ve doğru davranış gibi değerleri hatırlatır.
Bilgi kuramı, örneğin gerçekten ne bildiğimizi gösterip göstermediğini sorgulatır.
Ontoloji ise örneğin işaret ettiği şeyin ne olduğunu, kavramların ve gerçekliğin nasıl anlaşılması gerektiğini düşündürür.
Bu yüzden iyi bir örneklendirme yalnızca “mesela” demek değildir.
İyi örneklendirme, düşünce ile gerçeklik arasında dikkatli bir köprü kurmaktır.
Belki de bir sonraki paragrafımızı yazarken kendimize şu soruyu sormalıyız:
Verdiğim örnek gerçekten gerçeği açıklıyor mu, yoksa gerçeğin yalnızca görmek istediğim küçük bir bölümünü mü gösteriyor?
Ve daha zor bir soru:
Bir düşünceyi anlayabilmek için mutlaka bir örneğe mi ihtiyacımız vardır; yoksa bazen örnekler, düşüncenin kendisini görmek yerine bizi yalnızca belirli bir yöne bakmaya mı yönlendirir?
Belki felsefi düşünmenin başlangıcı tam da burada, “örneğin” kelimesinden hemen sonra gelen o kısa sessizliktedir.